Orange Healing
Destek ol

Hipomaniyi Kontrol Etmeyi ve Lehime Kullanmayı Nasıl Öğrendim?

Bipolar bozuklukla 11 yılın ardından hipomanik dönemlerimi nasıl tanıdığımı, harcama dürtüsünü ve enerjiyi nörorehabilitasyonla nasıl yönettiğimi anlatıyorum.

Hipomaniyi Kontrol Etmeyi ve Lehime Kullanmayı Nasıl Öğrendim?

11 yıldır bipolar bozuklukla yaşıyorum. Hipomaniyle başlamıştı; depresyon ve ağır mani-hipomani döngüleri dahil birçok iniş çıkışım oldu. Benim uzun süre (8 yıl, şu postta detaylarını anlatıyorum) lityum kullandığımı biliyorsunuz. O süreçte daha çok çökkünlüğe yatkın bir stabilizasyon dönemim oldu. Ara ara hayatımda güzel bir gelişme olduğunda hipomanik de oluyordum tabii ama asla kontrol edemiyor, hatta stabil olmadığımı bile anlayamıyordum.

Lityum toksisitesinden sonra aldığım hasar nedeniyle ne yaşadığımı anlamakta zorlanırken psikolojik durumum üzerinde bir gözlemde bulunmam veya çıkarım yapmam zaten mümkün değildi. Lityum kesilene kadar PTSD belirtileri ve öfke patlamaları yaşamaya devam ettim. Lityum sonrasında Depakin'e geçtiğimde (bir süre ketiapin de vardı) daha stabil olduğumu ve öfke patlamalarımın azaldığını hissettim.

Ataksinin ve beyinciğin yeniden yapılanması sürecinin etkisiyle zaman içinde, fiziksel olarak kendime geldikçe bilincimin de berraklaşmaya başladığını, duygularımı, düşüncelerimi ve inançlarımı daha iyi anlayabildiğimi fark ettim. Sanki zihnimde bir perde vardı ve yavaş yavaş kalkıyordu. Şimdilerde daha iyi anladığım şey, beyinciğin bilişsel ve duygusal süreçlerimizde de kıymetli bir rolü olduğu. Bunu ayrıca bir yazıda anlatacağım.

Bunları belirtmemin sebebi, rehabilitasyonla birlikte farkındalığım arttıkça bipolar ruh hali değişimlerimi de daha iyi tanımayı ve yönetmeyi öğrendiğimi fark etmem. Elbette bu gelişimi yalnızca beyinciğime bağlayamam; ilaç tedavim ve rehabilitasyonum da sürecin önemli parçaları. 

Not: Bu yazı bipolar bozukluk, hipomani ve nörorehabilitasyonla ilgili kişisel deneyimlerimi anlatmaktadır. Tıbbi öneri niteliği taşımaz. Ruh hali değişimlerinin yönetiminde psikiyatrik takip, uygun tedavi ve kişiye özel bir erken uyarı planı önemlidir.

Kontrolsüz Dönem: Hastane Sonrası Travma

Hastaneden çıktıktan sonra hasar almış olan beyinciğim uzun süre bana fiziksel zorluklar yaşattığı için baskın duygum öfkeydi. Ruh halim sürekli high temper, öfke dolu, eline geleni fırlatan (literally, elim titrediği için zaten fırlıyordu her şey) bir haldeydi. Stabil veya normal diyebileceğim anlar hakkında bir fikrim yok çünkü hatırlamıyorum. Hani çocukluk anılarımız da siliktir ya, öyle silik her şey işte. Kim olduğumu, ne yaşadığımı, neden yaşadığımı bilmiyordum.

Rehabilitasyon Süreci: Perde Aralanıyor

Yoğun fizyoterapi almayı taburcu olduktan sonra hiç bırakmadım. O kadar takıntılıydım ki iyileşmeye, hayatı ve yaşamayı bu kadar sevdiğimi bilmiyordum. Neyse. Zaman içinde rehabilitasyon tempomun artması (nörorehabilitasyona başlamam) ve beyincik egzersizlerine yüklenmem sonrasında fiziksel ve mental bir kırılma yaşadım. İyileştikçe bilincim, duygularım da gelişiyordu. Daha çok duygu hissetmeye başladım. Heyecan, sevgi, şefkat, merhamet, hüzün, haz... Geri gelmişti. Her seferinde yeni bir kıta keşfetmiş gibi duygularımın keşfinde boğuldum.

İlk zamanlar her şeyi çok yoğun hissettim. Bir anda çok hüzünlendim, çok heyecanlandım, saatlerce geçmedi. Panik atak yaşayacak kadar heyecandan kalbimin küt küt attığını bilirim. Beyinciği bir termostata benzetiyorum; hareketlerin şiddetini ve zamanlamasını düzenlemedeki rolü gibi duygusal süreçlerde de düzenleyici işlevleri var. Ben de bütün bu duyguları yeniden dengeye sokmak zorundaydım.

Zaman içinde duygularımı kontrol etmeyi daha iyi öğrendim çünkü düşüncelerimi de daha iyi yönetebilmeye başladım. Eski düşünce kalıplarımı aşmayı öğrendim. Mesela birisi beni eleştirdiği zaman eskiden olsa aşırı üzülür, kafaya takar, ağlardım. Şimdi eleştiriyi kabul ediyor, ölçüyor ve zihnimde haklı olup olmadığını değerlendiriyorum. Kendimi paralamıyorum. Bu çok küçük bir örnek; bunun gibi değiştirdiğimi fark ettiğim daha birçok düşünce kalıbı var.

Düşüncelerimiz de spazma girer mi?

Nasıl birdenbire bu kadar katı düşünce kalıplarından kurtulabildiğimi başlangıçta pek sorgulamadım. Şimdi düşününce ataksiyle ilginç bir benzerlik kuruyorum. Atakside kaslar bazen istemsiz biçimde aşırı kasılabiliyor ve spazma girebiliyor. Bir kez kasıldıklarında gevşetmek için uzun süre uğraşmam gerekebiliyor. Düşüncelerimiz de bazen böyle değil mi? Bir olaya veya düşünceye takılıyoruz, aynı şeyi tekrar tekrar düşünüyoruz, farklı bir bakış açısı geliştirmekte zorlanıyoruz. Düşüncelerimiz sanki spazma giriyor ve sürekli kasılıp durmaktan kaskatı kesiliyor.

Ruminasyon bana biraz bunu hatırlatıyor. Zihnin aynı düşünce örüntüsünü sürekli tekrar etmesi, yeni bir değerlendirmeye geçememesi ve düşüncenin giderek daha fazla zihinsel alan kaplaması. Belki de bazen bu düşünceyi zorla çözmeye çalışmak yerine biraz gevşetmek, dikkati başka bir yere yönlendirmek, zihne yeni bir uyaran sunmak gerekiyor. Tıpkı spazma girmiş bir kası gevşetmeye çalışırken yaptığımız gibi.

Hatta zaman zaman takıntılı düşüncelerin nöral aktivitedeki tekrarlayan örüntülerle nasıl ilişkili olabileceğini düşünüyorum. Acaba düşünceler de bir çeşit firing spazmı yaşıyor olabilir mi? Elbette bu bilimsel olarak tanımlanmış bir mekanizma değil, yalnızca kendi nörolojik deneyimimden hareketle yaptığım bir benzetme. Ama ruminasyon, bilişsel esneklik ve sinir ağlarının dinamikleri arasındaki ilişki bence araştırmaya değer.

Farkındalığın Artması ve Mood Swing Kontrolü

Serebellar rehabilitasyonumla birlikte farkındalığım büyük ölçüde arttı. "Şu anda canım para harcamak istiyor" dediğimde hemen kendime "Neden?" diye soruyorum. Gerçekten bir şeye mi ihtiyacım var, yoksa keyfi mi? Eğer elimi alışveriş uygulamalarından çekemiyorsam ürünleri sepete atıyorum. Sonra diyorum ki "Bir yürüyüş yapayım ya da ağırlık kaldırayım, bakalım hâlâ istemeye devam edecek miyim?" Sonrasında bakıyorum ki genelde sepeti fuzuli şeylerle doldurmuşum. "Ne saçma!" diyerek sepeti boşaltıyorum.

Hipomanik olduğumda genelde para harcama isteği, aşırı enerji ve üretkenlik oluyor. Para harcama dürtüsünü hareket ederek, kafamı dağıtarak ve kendime düşünmek için zaman tanıyarak yönetebiliyorum. Beni asıl yoran, artan enerjiyi atmak oluyor. Bunu daha yeni yeni kontrol edebilmeye başladım. Bir ay öncesine kadar çok enerjik olduğumda hiç durmadan spor yapıp üstüne ev işi yapabiliyor, birtakım hobilerle de ilgilenebiliyordum. Saatlerce ayakta kalıp bütün kaslarım acısa bile devam ediyordum. İşime yaradı mı? Evet, çünkü fiziksel olarak çok daha iyi olmamı sağladı bu enerji. Ama sürdürülebilir değil ve önlem almazsam ilaç kullanmama rağmen atak yaşayabilirim.

Baktım çok fazla dolap düzenlemeye başlıyorum (enerji artışım böyle başlıyor), ya dışarı çıkmaya kendimi zorluyorum ya da eğlendiğim bir hobime dalıyorum. Genelde bu video oyunları oluyor. Kafam öyle dağılıyor ki "Neden saatlerce dolap düzenleyip vakit kaybedeyim, stres olayım?" diyorum. 

Oldum olası titizimdir ve düzenliyimdir ama şimdi önceliği keyfime vermeyi öğrendim. Yerleri silmek hariç, o konuda hâlâ takıntılıyım. Kediler kirli patilerle eve giriyor, deliriyorum. :D Mesela kıyafet dolabım da çok da düzenli değil. Eskiden olsa uyuyamazdım.

Bu enerjiyi hâlâ bazen lehime kullanıyorum. Bazen ataksi gelecek gibi oluyor, önceden yemek yiyorum (enerji şart), sonra başlıyorum silip süpürmeye. Hareket ettikçe ataksimin azaldığını gözlemliyorum. Tabii ince bir çizgi var, çok yorulunca da ataksi geliyor. O yüzden artık yorgunluğumu fark edip durmaya çalışıyorum. Gözlerim yorulmuşsa hemen yüzümü yıkayıp su içiyorum.

Üretkenlik: Hipomaninin En Cazip Tarafı

Gelelim üretkenliğe... Bence bu, bipolar bozukluğun bize sunduğu hediyelerden biri gibi hissedilebiliyor. Bari üretelim, değil mi? Modum düşükken yalnızca negatife odaklanıp durduğumdan ve otomatik işleri yaptığımdan, yüksek olduğumda bunun kıymetini biliyorum. Daha çok okuyup yazasım, uygulama geliştirecek enerjim oluyor. Şu an hâlihazırda bir ürünümüz çıktı: Yetir Budget Tracker ^-^ Aynı zamanda 13 tane daha uygulama geliştiriyorum. Tabii aynı anda değil, hepsi zamana yayılı.

Aklıma güncel geliştirmelerimle ilgili yeni fikirler, yeni yazı konuları geliyor. Oldum olası okuyup yazmayı sevdiğim için bu alanlarda üretkenliğim tavan yapıyor. Ayrıca yeni yemek veya içecek tarifleri de uydurmaya başlıyorum. Midem için de güzel bir şey bu tabii. Bazen evin dekorasyonuna el attığım oluyor; ufak şeylerden bir şeyler üretip etrafımı süslemeye, sinir sistemimin hoşlanacağı şekle getirmeye çalışıyorum. Bence bunlar kıymetli şeyler.

Yine de yükselen üretkenliğin her zaman sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini biliyorum. Önemli olan, enerjimi kullanırken kendimi tüketmemek ve her fikrin peşinden aynı anda gitmemek. Aklıma gelen fikirleri zamana yaymak bu açıdan işimi kolaylaştırıyor.

Bu arada eskiden hipomanikken şiir yazardım. Tekrar yazmayı düşünüyorum.

Yükselen Ruh Halimi Nasıl Yönetiyorum?

Bende hipomani bu şekilde devam ediyor. Son zamanlarda genel olarak yükseğim ama hipomaniyle normalde gelen irritabilite ve öfke olmadığı için kendimi daha yumuşak ve iyi hissediyorum. Bunu bozmak istemiyorum çünkü çok iyi ilerleme kaydediyorum ve çökkünlük beni geriye götürüyor. O yüzden gün içinde yükselen ruh halimi fark edip kontrol etmeyi tercih ediyorum. Tabii irritabilite ve öfke olmaması tek başına stabil olduğum anlamına gelmiyor. Yükselen ruh halimin daha fazla ilerlememesi için erken işaretleri takip etmem gerektiğini biliyorum. İlaçlarımı düzenli almayı ihmal etmiyorum.

Bende uykusuzluk problemi olmadığı için kontrolümün daha kolay olduğunu düşünüyorum. Beynim gün içinde çok yorulduğu için gece tam bir tamirat moduna alıyor kendini. 8–9 saat rahat uyuyorum. Bunun için çok bir önerim yok ama yatmadan aldığım magnezyumun faydası olduğunu düşünüyorum. 

Genel Olarak Mood Kontrolü İçin Önerilerim

  • Şekeri kesmek: Hatta hurma gibi şekeri yüksek meyveleri de kontrollü tüketmek.

  • Vitamin seviyelerini optimum seviyede tutmak.

  • Aynı saatlerde yatıp kalkmak.

  • Çok hareket etmek: Düşüncelere sürekli takılıp kalmamak için hareketten yararlanmak, ancak kendini tüketmemek.

  • Güneşe çıkmak.

  • Spor yapmak: Ağırlık, aerobik.

  • Mindful yaşamak: Yemek yerken, kahve içerken vs. sadece yaptığın şeye odaklanıp zevk almak.

  • Beden farkındalığı ve somatik çalışmalar yapmak: Bu da başka bir bağlamda anlatacağım bir konu.

  • Negatif insanlardan uzak durmak.

*Çok üzgünseniz, spor yapın, kaslarınızı çalıştırın. Bende egzersiz sonrasında saatlerce süren bir iyi hissetme hali oluşabiliyor. Çok enerjikseniz, duramıyorsanız, fiziksel sınırlarınızı aşmadan hareket edip ardından sıcak bir duş alarak gevşemeyi deneyebilirsiniz. Bende bunlar işe yaradı. Tabii özellikle hipomanide aşırı egzersiz yapmak yerine tempoyu dengelemek ve dinlenmek de önemli.

Herkes belki bunları söylüyor. Ben de eskiden "Demesi kolay!" derdim. Ama insan bir kere comfort zone'dan çıkıp harekete geçtiğinde, motivasyon ve ödül sistemini lehine kullanmaya başladığında bazı şeylerin ne kadar değişebildiğini görüyor. Önemli olan ilk adımı atabilmek. Gerisi zamanla geliyor.

· · ·

Bipolar bozukluğa mahkûm olmak, beynimizin her dayatmasına sorgusuz sualsiz maruz kalmak zorunda değiliz. Elbette bipolar bozukluk yalnızca iradeyle kontrol edilebilen bir hastalık değil; ilaç tedavisi ve psikiyatrik takip çok önemli. Ancak düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve ruh halimizdeki değişimleri daha iyi tanımayı öğrenebiliriz.

Beynimiz nöroplastisite sayesinde değişebilen ve öğrenebilen bir organ. Ona yeni şeyler öğrettikçe, kendimizi gözlemledikçe ve sağlıklı alışkanlıkları tekrar ettikçe bunun karşılığını alabiliriz.

Benim için hipomaniyi lehime kullanmayı öğrenmek, hipomanik kalmayı öğrenmek değil. Enerjimi, düşüncelerimi ve davranışlarımı daha iyi tanırken kendi sınırlarımı da öğrenmek. Çünkü bazen gerçek kontrol, daha fazlasını yapabilmekte değil; yapabilecek gücün varken durabilmekte.

Bilimsel Kaynaklar ve İleri Okuma

Schmahmann, J. D., Guell, X., Stoodley, C. J., & Halko, M. A. (2019). The Theory and Neuroscience of Cerebellar Cognition. Annual Review of Neuroscience, 42, 337–364. Beyinciğin motor işlevlerin ötesinde bilişsel ve duygusal düzenlemeye katkısını ve düşüncenin dismetrisi yaklaşımını ele alıyor.

Argyropoulos, G. P. D., et al. (2020). The Cerebellar Cognitive Affective/Schmahmann Syndrome: A Task Force Paper. The Cerebellum, 19, 102–125. Serebellar hasarın yürütücü işlevler, bilişsel süreçler, dil ve duygular üzerindeki etkilerini inceliyor.

NICE. Bipolar Disorder: Assessment and Management (CG185). Bipolar bozuklukta erken uyarı işaretleri, kişiselleştirilmiş kriz planları, psikolojik müdahaleler ve ruh hali takibine ilişkin klinik önerileri içeriyor.

International Society for Bipolar Disorders Nutrition and Exercise Task Force (2026). Sedentary Behavior and Physical Activity in Individuals With Bipolar Disorder. Bipolar Disorders. Fiziksel aktivitenin bipolar bozuklukta potansiyel yararlarını, mevcut bilimsel kanıtları ve egzersiz yoğunluğuyla ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları değerlendiriyor.

CANMAT & ISBD (2023). Guidelines for the Treatment of Bipolar Disorder: Summary and Update of Evidence. İlaç tedavisinin yanı sıra psikoeğitim, bilişsel davranışçı terapi ve sosyal ritim düzenlemesi gibi destekleyici yaklaşımları ele alıyor.

Yorumlar · 0

0 comments

Bot kontrolü: 5 + 2 kaç eder?