Ataksiyle İyileşme Sürecimde Nöroplastisiteyi Deneyimlemek
Bir süre önce Instagram’da nöroplastisitenin prensiplerini anlatan bir video izledim. Anlatılan ilkelere katılmakla birlikte, ataksiyle başlayan ve üç yılı geride bırakan iyileşme yolculuğumda fark ettiğim bir şeyi de yorum olarak paylaşmak istedim: Bir hareketi bilinçli bir amaçla, dikkatimi vererek, içten gelen bir motivasyonla ve yapabileceğime inanarak çalıştığımda, onu öğrenmem daha kolay oluyor gibi hissediyorum. Bazen daha az tekrarla ilerleyebildiğimi, beynimin ve bedenimin çalıştığım harekete daha çabuk uyum sağladığını fark ediyorum.
Bu, kendi deneyimimden doğan bir gözlem. Kaç tekrar yaptığım kadar, o tekrarların içinde zihinsel olarak ne kadar bulunduğumu da düşünmeme neden oldu. Hareketin amacını anlamak, dikkatimi ona yöneltmek ve küçük bir ilerlemenin heyecanını hissetmek, benim için çalışmanın önemli parçaları hâline geldi.
Peki dikkatimiz, motivasyonumuz ve öğrenebileceğimize dair beklentimiz, yaptığımız tekrarların etkisini nasıl değiştiriyor?
Ataksi Rehabilitasyonunda İlk Yılım: İyileşme Beklentisi
Hastaneden çıktığımda kısa sürede iyileşeceğimi düşünüyordum. Yaşadığım güçlüklerin nedenini henüz tam anlamamıştım; hatta bunların psikolojik olabileceğini sanıyordum (doktorlar da öyle söylüyordu). Bu yüzden fizyoterapide çalışırken hep hemen bir sonuç bekliyordum.
Bir hareketi deniyorsam yapabilmeli, çalışıyorsam düzelmeliydim. Beklentim çok büyüktü. Ama bedenim bu beklentiye karşılık vermediğinde, adım atamadığımda ya da dengede duramadığımda moralim hemen bozuluyordu. Ardından devam etme isteğim de azalıyordu.
İlk yılımın önemli bir kısmı, iyileşme isteğiyle sonuçları hemen görememenin yarattığı hayal kırıklığı arasında geçti.
Ataksi Tanısı Bakış Açımı Nasıl Değiştirdi?
Ataksi tanısını aldıktan ve yaşadıklarımı daha iyi anlamaya başladıktan sonra bakış açım yavaş yavaş değişti. İlerlemenin zaman alabileceğini, çalıştıkça ve küçük kazanımların üzerine yenilerini ekledikçe gelişebileceğimi öğreniyordum.
İyileşmek benim için hâlâ çok önemliydi ama artık her denemeden hemen bir sonuç beklememeyi de öğreniyordum.
İnce Motor Becerileri ve Lego: İstekle Çalışma Deneyimim
İkinci yılımda bununla ilgili çok belirgin bir deneyim yaşadım: Lego yapmaya başladım. Küçük parçalarla uğraşmanın ince motor becerilerime iyi gelebileceğini düşündüm ve kendime bir set aldım.
Çok istekliydim. Parçaları birleştirmekten, ortaya bir şey çıkarmaktan keyif alıyordum. Birçok şey yaptım ve zaman içinde ellerimin daha koordineli hareket ettiğini fark ettim. Önceden tutmakta zorlandığım küçücük parçaları tutabiliyor, yerlerine yerleştirebiliyordum.
Bunu görebilmek beni mutlu ediyor, devam etme isteğimi artırıyordu.
Keyif Aldığım Bir Etkinlik Zorunluluğa Dönüştüğünde
Sonra daha fazla ve daha zor setler almaya başladım. Bin, iki bin parçalı setlere geçtikçe zorlanmam da arttı. Bir noktada kendimi yapmak için zorladığımı fark ettim.
İçimden gelmediği hâlde, “İyileşmek için bunu yapmak zorundayım,” diyordum. Lego yapmak benim için giderek bir görev hâline gelmişti. O dönemde ellerimin daha çok titrediğini ve parçaları birleştirmekte yeniden zorlandığımı hissettim.
Sonunda uzun bir süre Lego yapmayı bıraktım. Zorluğun artmasının, yorgunluğun, üzerimde hissettiğim baskının ve isteksizliğin bu deneyimdeki paylarını birbirinden ayıramıyorum. Ama aynı etkinlikle kurduğum ilişkinin ne kadar değiştiğini çok net hatırlıyorum.
Fizyoterapide Motivasyon: Küçük Başarıların Etkisi
Fizyoterapide de benzer şeyler fark ediyorum. Bir hareketi yapamayacağımı düşündüğümde ya da o gün çalışmaya hiç isteğim olmadığında, harekete başlamak bile çok zor gelebiliyor. Bazen sanki kaslarımı istediğim gibi devreye sokamıyormuşum gibi hissediyorum.
Buna karşılık, başlangıçta isteksiz olduğum ama enerjimin bulunduğu bazı günlerde, fizyoterapistimin yönlendirmesiyle bir hareketi deniyorum ve yapabildiğimi görüyorum. O küçük başarıyla birlikte isteğim de değişiyor.
“Yapabiliyorum,” hissi beni bir sonraki denemeye taşıyor. Bazen önce istek geliyor, bazen de başardığımı görmek isteği doğuruyor.
Ataksiyle Üç Yılın Ardından Fark Ettiklerim
Üçüncü yılımı tamamlayıp dördüncü yılıma girerken, geride bıraktığım yılda çalışmalara daha istekli katıldığımı fark ediyorum. İsteyerek denediğim bazı hareketler, benim için şaşırtıcı biçimde bir anda yapılabilir hâle geliyor.
İsteksiz olduğum zamanlarda ise aynı hareket çok daha ulaşılmaz hissedilebiliyor. Elbette o “bir anda” başardığım hareketin arkasında aylarca, bazen yıllarca süren bir çalışma da var.
Yine de o günkü isteğimin, dikkatimin ve başarabildiğimi hissetmenin deneyimimi nasıl değiştirdiğini görmezden gelemiyorum.
İyileşmeye İnanmak
Burada olumlu bir bakış açısından söz ederken her gün iyi hissetmeyi ya da zorlanmayı yok saymayı kastetmiyorum. Daha çok, zorlandığım bir hareketin zamanla değişebileceğine alan açmaktan söz ediyorum.
İlk yılımda yaşadığım “Hemen düzelmeliyim,” baskısıyla, bugün küçük bir ilerlemeden aldığım cesaret benim için birbirinden çok farklı hisler.
Nöroplastisite, Dikkat ve Motor Öğrenme: Bilimsel Araştırmalar
Yaşadıklarımın bilimsel karşılığına baktığımda, dikkatimi çeken ilk şey şu oldu: Araştırmalarda öğrenmenin sonucu, pratiğin hangi koşullarda yapıldığına göre değişebiliyor.
Dikkatin nasıl yönlendirildiği, başarı geri bildirimi ve kişinin çalışma sürecinde seçim yapabilmesi, bazı deneylerde öğrenilen hareketin daha sonra da yapılabilmesine katkı sağlıyor.
Bununla birlikte, bir hareketi o anda daha iyi yapabilmek ile onu kalıcı olarak öğrenmek arasında ayrım yapmak gerekiyor. [1, 2]
Dikkat Nöroplastisiteyi Nasıl Etkileyebilir?
Dikkatin nöroplastisiteyle ilişkisi yalnızca teorik bir düşünce değil. Kamke ve arkadaşlarının 2012 tarihli çalışmasında, katılımcıların dikkatini daha fazla meşgul eden bir görsel görev, beyin uyarımıyla oluşturulan motor korteks plastisite yanıtını azalttı.
Bu bulgu, beynin değişime verdiği yanıtın o sırada dikkat kaynaklarının nasıl kullanıldığından etkilenebildiğini gösteriyor. Çalışma doğrudan fizyoterapiyi ya da Lego yapmayı incelemiyor; fakat dikkatimi çalıştığım işe verebildiğim zamanlarda yaşadığım farkı anlamlandırmak için bir dayanak sunuyor.
Buradan “Ne kadar çok odaklanırsam o kadar hızlı iyileşirim,” gibi doğrusal bir sonuç çıkarmak mümkün değil. [3]
Başarı Beklentisi ve Geri Bildirimin Motor Öğrenmedeki Rolü
Başarabileceğine dair beklenti ve çalışma sürecinde söz sahibi olmak da araştırılmış. Wulf ve arkadaşlarının 2018 tarihli deneyinde, hedefe top atmayı öğrenen katılımcılara olumlu başarı geri bildirimi verilmesi, bazı seçimler yapma olanağı tanınması ve dikkatlerinin hedefe yönlendirilmesi birlikte uygulandığında, daha sonra yapılan kalıcılık testinde daha iyi sonuçlar elde edildi.
Burada odaklanma, hareketin her ayrıntısını bilinçli olarak kontrol etmek şeklinde değil, ulaşılmak istenen hedefe yönelmek şeklinde kullanılmıştı.
Bu çalışma bana, fizyoterapide küçük bir başarı yaşadıktan sonra yeniden denemeye daha istekli olduğum anları düşündürüyor. Ancak deneydeki destekleyici başarı beklentisini, kendime yüklediğim hemen iyileşme zorunluluğuyla aynı şey olarak görmüyorum. [1]
Ödül ve Öğrenilen Hareketin Kalıcılığı
Öğrenme sırasında alınan ödülün etkisi bazen çalışmanın sonrasında ortaya çıkıyor. Abe ve arkadaşlarının 2011 tarihli araştırmasında, sağlıklı katılımcılar aynı motor görevde 80 tekrar yaptı.
Grupların eğitimden hemen sonraki kazanımları benzerdi; ancak başarıları parasal ödülle desteklenen grup, öğrendiklerini 30 gün sonra daha iyi korudu.
Bu sonuç, aynı miktarda pratiğin farklı koşullarda farklı kalıcılık sağlayabileceğini gösteriyor. Bu bulgu, öğrenme sırasındaki koşulların etkisinin pratik bittikten sonra da görülebileceğini gösteriyor. [2]
Ataksi ve Serebellar Hasar Sonrasında Öğrenme
Ataksi açısından özellikle ilgimi çeken bir çalışma ise Therrien ve arkadaşlarının 2016 tarihli araştırması oldu.
Serebellar hasarı olan katılımcılar, bu deneyde hataya dayalı öğrenilen hareketi korumakta zorlanmalarına rağmen, başarıya ilişkin geri bildirimi kullanarak yeni bir hareket uyarlaması öğrenebildi ve öğrendiklerini koruyabildi.
Görevin zorluğu kişinin yakın zamandaki performansına göre ayarlanmıştı. Hareketlerdeki istemsiz değişkenlik ise öğrenme miktarını sınırlıyordu.
Bu araştırma, serebellar hasar sonrasında da yararlanılabilecek öğrenme yolları bulunduğunu düşündürüyor. Benim ataksimin nedenine özgü bir çalışma olmasa da (lityum zehirlenmesi sonucu ataksi gelişti) rehabilitasyonda başarının nasıl tanımlandığını ve geri bildirimin nasıl verildiğini düşünmek için değerli bir örnek. [4]
Motivasyon ve Nöroplastisite: Kanıtların Sınırları
Bilimsel tablo hâlâ tamamlanmış değil. Parma ve arkadaşlarının 2024 tarihli incelemesinde, başarı beklentisi ve seçim hakkına odaklanan 166 deneyin yalnızca yüzde 21’inde motivasyonun ölçüldüğü bildirildi.
Araştırmacılar, motivasyonun motor öğrenmedeki rolü hakkında güvenilir sonuçlara varmak için kanıtların yetersiz olduğunu vurguladı.
Bir uygulamanın öğrenmeye yardımcı olduğunu görmekle, bunun özellikle motivasyon arttığı için gerçekleştiğini göstermek arasında fark var. [5]
Daha Az Tekrarla Öğrenmek Mümkün mü? Kişisel Gözlemim
Bütün bunlar, kendi gözlemimi daha dikkatli ifade etmeme yardımcı oluyor:
İstekli olduğumda ve küçük başarıları fark edebildiğimde, çalışmaya katılmamın ve bazı hareketleri yapmamın kolaylaştığını hissediyorum. Bunun kalıcı öğrenmeye ne kadar dönüştüğünü ise zaman içinde, o hareketi yeniden yapabildiğimde görebiliyorum.
“Daha az tekrarla öğreniyorum,” hissim benim deneyimimin bir parçası. Araştırmaların daha sağlam biçimde desteklediği düşünce ise dikkat ve geri bildirim gibi pratik koşullarının, tekrarların etkisini değiştirebildiği.
Rehabilitasyon Sürecinde Kendime Sorduğum Sorular
Bu yüzden artık bir çalışmayı değerlendirirken kendime başka sorular da soruyorum:
- Merak ederek mi yapıyorum, kendimi zorunlu hissederek mi?
- Küçük ilerlemeleri fark edebiliyor muyum?
- Yoksa her denemeyi hemen iyileşmem gerektiğinin bir sınavına mı dönüştürüyorum?
Kendi yolculuğumda bu sorular giderek daha önemli hâle geldi. Çalışmaya devam ederken, o çalışmanın içinde kendime nasıl davrandığımı da öğreniyorum.
Tüm bunların yanında, aldığım Mindfulness eğitimleri (MBSR, MBCT) ve somatik pratiklerin de yardımı olduğunu eklemeden geçemem. Bu da başka bir yazının konusu olsun.
Kaynakça
- Wulf, G., Lewthwaite, R., Cardozo, P., & Chiviacowsky, S. (2018). Triple play: Additive contributions of enhanced expectancies, autonomy support, and external attentional focus to motor learning. Quarterly Journal of Experimental Psychology, 71(4), 824–831. https://doi.org/10.1080/17470218.2016.1276204
- Abe, M., Schambra, H., Wassermann, E. M., Luckenbaugh, D., Schweighofer, N., & Cohen, L. G. (2011). Reward improves long-term retention of a motor memory through induction of offline memory gains. Current Biology, 21(7), 557–562. https://doi.org/10.1016/j.cub.2011.02.030
- Kamke, M. R., Hall, M. G., Lye, H. F., Sale, M. V., Fenlon, L. R., Carroll, T. J., Riek, S., & Mattingley, J. B. (2012). Visual attentional load influences plasticity in the human motor cortex. The Journal of Neuroscience, 32(20), 7001–7008. https://doi.org/10.1523/JNEUROSCI.1028-12.2012
- Therrien, A. S., Wolpert, D. M., & Bastian, A. J. (2016). Effective reinforcement learning following cerebellar damage requires a balance between exploration and motor noise. Brain, 139(1), 101–114. https://doi.org/10.1093/brain/awv329
- Parma, J. O., Miller, M. W., & Bacelar, M. F. B. (2024). OPTIMAL theory’s claims about motivation lack evidence in the motor learning literature. Psychology of Sport and Exercise, 74, 102690. https://doi.org/10.1016/j.psychsport.2024.102690
Yazının çıkış noktası olan video:









Yorumlar · 0
0 comments