Orange Healing
Destek ol

Bipolar Yolculuğum: Lityumla Geçen Yıllarım

Panik ataklarla başlayan bipolar tanımı, lityumun beni nasıl dengede tuttuğunu ve zehirlenmeye giden sürecimi anlatıyorum.

Bipolar Yolculuğum: Lityumla Geçen Yıllarım

Not: Bu yazı benim kişisel deneyimimi anlatıyor. Lityum veya diğer psikiyatrik ilaçlarla ilgili tedavi önerisi değildir. İlaçların başlanması, bırakılması veya dozunun değiştirilmesi mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır.

Bu yazıyı lityumu kötülemek için yazmıyorum. Tam tersine, lityum yıllarca hayatımı dengede tutan ve en zor dönemlerimde yeniden ayağa kalkmama yardımcı olan ilaçtı. Belki de tam olarak bu yüzden ona zamanla sorgusuz bir güven geliştirdim. İlacımı düzenli aldığım sürece güvende olduğumu düşündüm; kan tahlillerini, psikiyatri kontrollerini ve değişen yaşam koşullarımın tedavimi nasıl etkileyebileceğini ise giderek daha az önemsedim. 

Bu, 2015’te panik ataklarla başlayan; bipolar tanısı, depresyonlar, maniler, doktorlar, ilaçlar ve yıllarca süren lityum kullanımıyla devam eden hikâyemin, hayatımın en büyük kırılma noktasına nasıl ulaştığının hikâyesi. Bugün geriye dönüp baktığımda anlatmak istediğim şey yalnızca başıma ne geldiği değil; beni yıllarca dengede tutan bir tedaviyi, tıbbi takibinden ayırmanın sonuçlarını neden çok geç fark ettiğim.

Panik Ataklarla Başlayan Hikâyem: Bipolar Olduğumu Nasıl Öğrendim?

Yıl 2015. ODTÜ'de Felsefe bölümünde birinci sınıftaydım.

Her şey panik ataklarla başladı. Önce ara sıra oluyordu ama zamanla o kadar sıklaştı ki neredeyse her gece panik atak geçiriyordum. Ter içinde ve çarpıntıyla uyanıyor, sonrasında bir daha uyuyamıyordum. Bir de yurtta kalıyordum ve oda arkadaşlarımı uyandırmak istemediğim için kendimi kontrol etmeye çalıştıkça daha da panik oluyordum.

Bir noktada bununla tek başıma baş edemeyeceğimi düşünüp bir psikiyatriste gitmeye karar verdim. Bir devlet hastanesine gittim. Doktor bana düşük dozda bir antidepresan verip yolladı. Standart. Sorgusuz kullanmaya başladım.

Yaklaşık bir hafta sonra hayatımda daha önce hiç yaşamadığım bir şey olmaya başladı. Modum inanılmaz yükseldi. Aşırı mutlu, enerjik hissediyordum. Hayat doluydum. İlk defa. Bunun yanı sıra para da harcamaya başladım; elbiseler ve aslında ihtiyacım olmayan şeyler alıyordum. Normalde hiç spor yapmayan ben koşuya çıkmaya başlamıştım. Bana bile garip geliyordu çünkü hayatımda daha önce hiç böyle olmamıştım.

Sonra birkaç gün içinde tam tersine döndüm.

Bir anda çok ağır bir depresif döneme girdim. Yataktan çıkmak istemiyordum, sürekli ağlıyordum. Panik ataklar geri gelmişti. Sürekli öleceğimi düşünüyor, kafamın içindeki kötü düşüncelerle boğuşuyordum. Çok kötüydüm ama hiçbir şey yapacak gücüm yoktu.

Bir arkadaşım bir gün bana, “Sen iyi değilsin,” dedi ve birlikte başka bir hastaneye gittik. Bu kez bir araştırma hastanesindeydim. Doktor beni dinledikten sonra ailemde bipolar bozukluk olup olmadığını sordu. Annemin bipolar olduğunu söyledim. Doktor, antidepresanın bende hipomaniyi tetiklemiş olabileceğini; anlattığım belirtilerin maniyle uyumlu olmakla birlikte daha çok hipomanik bir tabloya benzediğini söyledi.

Böylece lityumla tanıştım.

Günde iki tablet kullanmaya başladım. Yaklaşık bir hafta sonra kan tahlili yapıldı. Hatırladığım kadarıyla lityum seviyem 0.70 civarındaydı ve doktor aynı şekilde devam etmemi söyledi. Sonrasında düzenli kontrollere gidiyor, yaklaşık aylık olarak kan tahlillerimi yaptırıyor ve ilacımı düzenli kullanıyordum.

Ve lityum bana gerçekten çok iyi geldi.

Modum stabilize oldu. Üniversitede derslere yeniden düzenli gidebiliyor, daha iyi çalışabiliyor ve günlük hayatımı sürdürebiliyordum. İlk kez kendimi yeniden dengede hissediyordum.

O zaman bunun hayatımın geri kalanında ne kadar önemli bir yere sahip olacağını bilmiyordum.

· · ·

Lityumla İlk Yıllarım: Nasıl Stabil Oldum ve Sonra Neden Mani Yaşadım?

Yaklaşık bir yıl böyle geçti. Sonra Erasmus için Prag'a gittim.

O dönem ilacım konusunda inanılmaz disiplinliydim. Lityumumu aksatmıyordum. Alkol kullanmıyordum. Su içmeye ve genel olarak kendime dikkat etmeye çalışıyordum. Erasmus boyunca herhangi bir problem yaşamadım ve stabil kaldım.

Sonra Türkiye'ye döndüm.

Döndükten sonra duygusal olarak beni çok sarsan bir olay yaşadım. Çok ağır bir depresif döneme girdim. Kendimi çok kötü hissediyordum ve tam o sırada çok büyük bir hata yaptım: lityumu kendi kendime ve bir anda bıraktım.

Doktoruma danışmadım. İlacı kestim. Ardından alkol almaya ve sigara içmeye başladım. Bir anda hayatım tepetaklak oldu.

Sonra mani başladı.

Bu kez 2015'te antidepresan kullanırken yaşadığım yükselmeden çok daha ağırdı. Yaklaşık üç ay boyunca dürtüsellik, agresyon, çok az uyuma, aşırı para harcama, yeme düzenimin bozulması, kafamdan durmaksızın geçen düşünceler — racing thoughts — ve çok hızlı konuşma gibi belirtiler yaşadım.

Bazen biraz aşağı iniyor, hipomaniye yaklaşıyor, ardından yeniden yükseliyordum. Ama genel olarak aylar boyunca sürekli yüksek bir durumdaydım.

Yaklaşık üç ayın sonunda bir anda çakıldım.

Ardından gelen depresyon hayatımda daha önce yaşadıklarımdan bile ağırdı. Gerçekten hiç iyi değildim. Sonunda tekrar doktora gittim. Doktor bana daha önce ne kullandığımı sorduğunda “Lityum,” dedim.

Tekrar günde iki tabletle başladık. Kan tahlilinde seviyem biraz düşük bulununca doz artırıldı ve sabah bir, akşam iki tablet kullanmaya başladım.

Ve yeniden stabil oldum.

Bu deneyim zihnimde çok güçlü bir bağlantı oluşturdu: Lityum kullanırken dengedeydim. Lityumu bıraktığımda ise hayatım tamamen kontrolden çıkmıştı.

İlerleyen yıllarda lityuma duyduğum güvenin temelinde biraz da bu deneyim vardı.

· · ·

Bipolar Bozuklukla Çalışmak: Panik Ataklar ve Mobbing Beni Nasıl Etkiledi?

Lityumla yeniden stabil olduktan sonra üniversiteden mezun oldum.

Eve çıktım ve yetişkin hayatımı kurmaya başladım. Zaman zaman panik ataklar, zaman zaman da hipomanik ruh hali geliyordu. Özellikle hayatımdaki değişiklikler ve heyecan beni kolayca paniğe sürükleyebiliyordu. İş aradığım ve bulamadığım dönemde depresif hissettim. Sonra işe girdim ve bu kez biraz yükselmiş, heyecanlı hissetmeye başladım.

Bir süre sonra iş hayatının stresi ağır basmaya başladı ve panik ataklar daha ağır olarak geri döndü.

Ofiste otururken bir anda çarpıntım başlıyordu. Terliyor, titriyor, kötü hissediyordum. Bazen tuvalete gidip kendi kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Kimseye belli etmeden bir yandan çalışmaya, bir yandan bedenimin verdiği alarmı susturmaya uğraşıyordum.

Sonra mobbing başladı. Baya uzun sürdü.

İş hayatı giderek benim için dayanılmaz hale geldi. Çok yoruldum ve çok ağır bir depresif döneme girdim. Bu seferki depresyon bana öncekilerden farklı geliyordu. Her şeyden çekildim. Zaten yalnız yaşıyordum ve giderek daha da yalnızlaştım. Kendimi insanlardan izole ettim ve kimseye ne kadar kötü olduğumu anlatmadım.

Bir noktada hiçbir şey istemediğimi düşünmeye başlamıştım.

Ama içimde bir taraf hâlâ, “Böyle olmaz, devam etmelisin,” diyordu.

Yeniden yardım almaya karar verdim. Daha önce gittiğim hastaneden randevu bulamadığım için özel bir psikiyatriste gittim. Kan tahlilleri yapıldı, lityum tedavim düzenlendi (günde 4 kapsüle çıktı) ve yanına düşük dozda bir antidepresan eklendi.

O sırada işten ayrılmıştım. Tedaviyle birlikte yavaş yavaş kendimi toplamaya başladım. Daha sonra tekrar iş buldum. Antidepresanı yaklaşık sekiz ay kullandım ve bu süre boyunca doktor tarafından düzenli takip edildim. Sekiz ayın sonunda antidepresanı bıraktık ve lityumla devam ettim.

Fakat burada yıllar sonra fark edeceğim başka bir örüntü başladı.

Bir doktora kızdığımda veya güvenimi kaybettiğimde o doktora gitmeyi tamamen bırakıyordum.

O zaman bunun bir patern olduğunu bilmiyordum. “Ben iyiyim, lityumumu kullanıyorum,” diye düşünüyordum.

Ve gerçekten de bir süre iyiydim.

· · ·

Pandemi Döneminde Ne Oldu ve Psikiyatristlere Güvenimi Neden Kaybettim?

Sonra pandemi geldi ve panik ataklarım yeniden arttı.

Aynı dönemde ev değiştirdim, iş değiştirdim ve iki iş yapmaya başladım. Hatta bazı dönemlerde üç iş birden yaptığım bile oluyordu. Pandemi nedeniyle evden çalışıyordum. Sürekli meşgul olmak bana bir şekilde iyi geliyordu; kafam dağılıyordu.

Pandemiden hemen önce sahiplendiğim kedilerim de bu dönemde bana çok iyi geldi. Onlarla ilgilenmek ve evde onların varlığını hissetmek benim için önemliydi.

Panik ataklar tamamen bitmemişti ama bir şekilde idare ediyordum.

Sonra işten çıkarıldım ve başka bir iş buldum. Bir süre iyi gittim fakat orada da mobbinge uğradım ve yeniden çok kötü hissetmeye başladım.

Yine kendime bir çözüm bulmam gerektiğini düşündüm ve başka bir psikiyatriste gittim.

Bu kez bir anda birkaç farklı ilaç başlandı. Birini çok kötü hissettiğimde almam, diğerini takıntılarım için düzenli kullanmam söylendi. Tedavimde birden fazla değişiklik yapıldı. Lamotrijin de eklenmişti. Kısa süre içinde bir sürü ilaç kullanmaya başladım ve kendimi daha iyi hissetmek yerine çok daha kötü hissettim.

Yan etkiler nedeniyle o kadar kötü olduğum bir gün oldu ki doktorun ofisinde bana sakinleştirici iğne yapıldı. Hayatımın en kötü anlarından biriydi.

Sonrasında ilaçların bir kısmı bırakıldı. Lityum ve Lamictal (lamotrijin) kaldı. Lamictal'in dozu yavaş yavaş artırılıyordu. Tam olarak 100 mü 200 mg mı olduğunu bugün hatırlamıyorum ama bir noktada vücudumda nokta nokta lekeler oluşmaya başladı. Stevens-Johnson sendromu ihtimali nedeniyle Lamictal hemen kesildi.

Yine lityumla kaldım.

Ve doktora çok öfkelendim.

Bana bir sürü ilaç verildiğini ve bunların beni daha kötü hale getirdiğini düşünüyordum. Böylece yine aynı şeyi yaptım: doktoru bıraktım.

Kendi kendime, “Ben lityumumu içerim. İyi olurum. Ben hallederim,” dedim.

· · ·

Hayatımı Yeniden Kurarken: Lityum Neden Benim İçin Bu Kadar Önemliydi?

Sonrasında hayatım yeniden iyi yönde değişmeye başladı.

Tekrar işe girdim. Eğitimlere başladım. Sevgilimle tanıştım. Kariyerimi farklı bir yöne çevirmeye karar verdim ve yazılım/editörlüğün yanında proje yönetimi alanında ilerlemeye başladım. Eğitimler alıyor, kitaplar okuyor ve sürekli kendimi geliştiriyordum.

Çok verimli bir dönemdi.

Daha sonra yurtdışında bir firmada işe girdim ve uzaktan çalışmaya başladım. Genel olarak stabil gidiyordum ve kendimi iyi hissediyordum.

Lityumumu da düzenli kullanıyordum.

Günde dört kapsül.

Bu arada panik ataklar hayatımdan tamamen çıkmamıştı. Bazen geliyor, bazen gidiyordu. Ben de onları kendi yöntemlerimle halletmeye çalışıyordum. Kitap okuyordum, yürüyüşe çıkıyordum, film izliyordum. Sürekli kafamı meşgul etmeye çalışıyordum.

Bazı dönemlerde baş edemediğimi hissedip tekrar psikiyatristlere gittiğim de oldu. Fakat doktorların önerdiği yeni ilaçlara güvenmiyordum. Bir doktor bir ilaç verdi, kullanmadım. Bir başkası antidepresan önerdi, onu da kullanmadım. Başka bir doktor başka bir ilaç verdi, yine kullanmadım.

Çünkü benim yıllar boyunca yaşadığım deneyimde lityum beni dengede tutan şeydi.

Lityum bana stabilite sağlamıştı. Lityumu bıraktığımda hayatımda neler olduğunu da görmüştüm.

Bu nedenle zamanla lityuma çok güçlü bir güven geliştirdim.

Belki de fazla güçlü.

· · ·

Lityum Benim İçin “Ekmek ve Su” Gibi Oldu

Bir süre sonra lityum benim için üzerinde düşündüğüm bir ilaç olmaktan çıktı.

Günde dört tabletimi alıyordum.

Bu artık benim için ekmek yemek, su içmek gibi bir şeydi. Yapılması gereken bir zorunluluktu ve ben bunu sorgulamıyordum.

Ama hayatım giderek daha yoğun hale geliyordu.

Çok çalışıyordum. Yurtdışına çıkıyordum. Erkek arkadaşımla problemler yaşıyorduk. Ev hayatı, iş, kedilerim, sorumluluklarım… Her şey zaman zaman üstüme üstüme geliyordu.

Bir noktada kendimi salmaya başladığımı fark ettim.

Lityumumu bırakmamıştım. Hâlâ düzenli olarak günde dört tablet alıyordum. Fakat tedavinin geri kalanını yavaş yavaş hayatımdan çıkarmıştım.

*Psikiyatriste gitmiyordum.
*Lityum seviyemi kontrol ettirmiyordum.
*Kan tahlillerimi yaptırmıyordum.

Bazen alkol alıyordum ve alkol aldığım akşam da lityum dozumu almıyordum. Bununla ilgili bir doktora danışmamıştım.

Yoğun diyetler yaptığım dönemler oldu. Çok az yediğim zamanlar vardı. Tuz tüketimimi kısıtladım. Su içmeye dikkat ettiğimi düşünüyordum ama bugün geriye dönüp baktığımda bunun ne kadar düzenli olduğunu bile hatırlamıyorum.

Başka branşlardaki doktorlara gittiğimde lityum kullandığımı söylüyordum ama ben de özel olarak lityum takibi istemiyordum.

Çünkü zihnimde hâlâ aynı denklem vardı:

Lityumumu düzenli alıyorum = güvendeyim.

· · ·

Lityum Kullanırken Unutkanlık Başladı: İlk İşaretler

Sonra unutkanlık başladı.

Özellikle son altı ay civarında giderek daha belirgin hale geldiğini hatırlıyorum.

En tuhafı lityumumu alıp almadığımı hatırlayamamaktı.

“İlacımı içtim mi?”

Bu soruyu kendime tekrar tekrar soruyordum.

Bazen aldığıma güvenemiyordum. Bazen almadığımı düşünüp tekrar almış olabileceğimden şüpheleniyordum. Bugün geriye dönüp baktığımda zaman zaman yanlışlıkla çift doz almış olma ihtimalimi bile dışlayamıyorum.

Hayatım çok yoğundu ve ben bütün bunların içinde kan tahlili yaptırmıyor, psikiyatriste gitmiyor ama aynı doz lityumu kullanmaya devam ediyordum.

Sonra başka şeyler olmaya başladı.

Bel ağrım başladı ve yaklaşık altı ay içinde çok şiddetli hale geldi.

Gözlerimde bir şeylerin değiştiğini fark ettim. Uzağı eskisi kadar net göremiyordum.

Daha öfkeli bir insan olmaya başlamıştım. Zaten birçok şeyi içine atan biriydim; o dönemde daha da fazla içime atıyordum. Daha depresif, daha stresli ve daha mutsuzdum.

Bazen yürürken ayağım sürtüyor veya bir yerlere takılıyordu.

Ama bunların hiçbirini bir bütün olarak görmedim.

Her birine ayrı bir açıklama buldum.

“Yorgunum.”

“Spor yapmıyorum.”

“Bütün gün ekran karşısındayım, gözlerim ondandır.”

“Stresten.”

Ve hayatıma devam ettim.

· · ·

Vücudum Bana Bir Şeylerin Yanlış Olduğunu Söylüyordu 

Aynı dönemde kafein tüketimim de artmıştı.

Eskiden çok kahve içmezdim. Fakat son bir yıl içinde evimin altında bir kahveci vardı ve sık sık gidip kahve içmeye veya eve kahve almaya başlamıştım.

Bütün bunlar olurken ben hâlâ kendimi durdurup genel tabloya bakmıyordum.

Lityumumu düzenli kullanıyordum.

Dolayısıyla güvende olduğumu düşünüyordum.

Büyük kırılmadan yaklaşık bir ay önce ise yeniden oldukça kısıtlayıcı bir diyete başladım. Aynı zamanda reformer pilatese başladım.

Ve bunların hepsini yaparken iki işte çalışıyordum.

Çok yoğundum.

Çok stresliydim.

Sevgilimle kavga ediyorduk. Mutsuzdum. Depresif hissediyordum. Bir yandan çalışıyor, bir yandan spor yapıyor, bir yandan diyet yapıyor, bir yandan hayatımdaki diğer problemlerle uğraşıyordum.

Sinir sistemime ne kadar yük bindirdiğimi o sırada fark etmiyordum.

Uzun süredir online olarak bir psikologla da görüşüyordum. Ama ona bile tamamen dürüst değildim. Bazı şeyler iyi değilken “iyi” diyordum mesela.

Belki de en önemlisi, kendime karşı da tamamen dürüst değildim.

Bazı şeylerle yüzleşmekten korkuyordum.

· · ·

Lityum Kullanırken Kendimi Giderek Daha Kötü Hissetmeye Başladım

Sonra fiziksel olarak da gerçekten kötüleşmeye başladım.

Sürekli hasta hissediyordum.

Reflü/gastritim çok yoğundu.

Çok yorgundum.

Sürekli yatmak istiyordum.

Bir şeylerin yolunda olmadığını hissediyordum ama hâlâ bunun ne olduğunu bilmiyordum.

Aylar boyunca unutkanlık yaşamıştım. İlacımı alıp almadığımı hatırlamadığım zamanlar olmuştu. Bel ağrım giderek şiddetlenmişti. Görmem değişmişti. Yürürken ayağım zaman zaman takılıyordu. Çok öfkeli, stresli ve depresiftim.

Ama bütün bunları birbirinden bağımsız şeyler olarak görmüştüm.

Sonra 9 Nisan civarında bir gün çok öfkeli olduğumu hatırlıyorum.

Ardından kendimi hasta hissetmeye başladım.

Ve ateşim çıktı.

O sırada henüz bunun hayatımın en büyük kırılma noktalarından birinin başlangıcı olduğunu bilmiyordum.

Yıllarca lityumu bıraktığımda başıma kötü şeyler gelmişti. Bu yüzden benim için tehlike hep “lityumu bırakmak” olmuştu.

Hiçbir zaman diğer ihtimali düşünmemiştim.

Lityumu hiç bırakmadan da bir şeylerin yanlış gidebileceğini.

Çünkü ilacımı düzenli kullanmakla, tedavimi düzenli takip ettirmek arasındaki farkı zaman içinde unutmuştum.

Lityumumu bırakmamıştım.

Ama psikiyatri kontrollerimi bırakmıştım.

Kan tahlillerimi bırakmıştım.

Lityum seviyemi takip ettirmeyi bırakmıştım.

Hayatım ve bedenim değişirken aynı tedavinin benim için hâlâ uygun olup olmadığını kontrol ettirmeyi bırakmıştım.

Ve vücudumun aylardır verdiği sinyalleri başka nedenlere bağlamıştım.

O gün ateşim çıktı.

Henüz bilmiyordum ama bundan sonra hikâyem yalnızca bipolar bozukluk, depresyon ve panik ataklarla ilgili olmayacaktı.

Bundan sonra beynimle, bedenimle ve hayatımı baştan kurmakla ilgili bambaşka bir hikâye başlayacaktı. 

...

Hikayemin devamı için: "Dengemi Kaybederken Kendimi Bulmak: Nörolojik Yolculuğumun Başlangıcı"

Yorumlar · 1

1 comment

Drjunor19h

Every bipolar patient should read this. Thank you

Bot kontrolü: 5 + 2 kaç eder?