Not: Bu yazı tamamen kişisel deneyimlerimi yansıtıyor. Kendi yaşadığım yan etkileri paylaşacağım. Bu etkiler çok nadir görülmekte olup herkeste sorun yaratacağı anlamına gelmez. Lütfen herhangi bir durumda doktorunuza danışınız.
Lityum, aslında yıllardır güvenle kullanılan bir ilaç. Doktorlar bipolar tedavisinde lityum kullanmayı seviyorlar çünkü geri dönüşü genelde iyi oluyor ve hastalar iyi tolere ediyor. Fakat uzun süreli kullanımlarda titreme, hafıza sorunları gibi nörolojik etkiler yapabiliyor. Yüksek doz ise zehirleyerek ataksi, denge kaybı, konuşma bozukluğu, nistagmus gibi ağır etkilere yol açabiliyor.
Benim durumumda iş serebellar küçülmeye kadar büyüdü.
Lityum Vücutta Nasıl Çalışıyor?
Burada kısaca lityumun nasıl çalıştığına değinmek istiyorum. Özdin ve Sarısoy'un "Lityumun nörolojik yan etkileri" adlı makalesinde şöyle açıklanıyor:
“Lityum, hücre içine sodyum ve potasyum kanalları aracılığıyla kolayca girmekle birlikte hücreden enerji gerektiren mekanizmalarla çıkabilmektedir. Bu nedenle lityum hücre içerisinde birikimi kolay olabilmektedir. Lityumun hücre dışına çıkışı enerji gerektiren bir olaydır. Lityumun hücre içi ve dışı arasındaki dengesinin pasif bir şekilde gerçekleşmediğini bilmek çok önemlidir. Tamamına yakını böbreklerden atıldığı için böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması yapmak gerekir.
Yan etkileri normal serum lityum düzeylerinde de görülebilmektedir. Küçük molekül yapısı, kolayca hücrelere girebilmesi ve depo edilmesi nedeniyle neredeyse her sistemde yan etkiye yol açabilir.
Lityumun özellikle sinir hücrelerinde biriktiği gösterilmiş olup; normal serum lityum düzeylerinde hatta sağaltıcı olmayan düzeylerde bile sinir sistemi ile ilgili yan etkilerinin ortaya çıktığı bilinmektedir.”
(Özdin & Sarısoy, 2013, s. 119)
Makalede aynı zamanda lityuma bağlı görülen titremenin nasıl geliştiğinin bilinmediği belirtiliyor.
Bu da aslında lityumun etki mekanizmasının tam olarak bilinmemesinden kaynaklanıyor.
Yani çok iyi gelebilen, çok da yeri etkileyebilen bir madde. Gizemli. Her yere nüfuz ediyor, işini “sessizce” yapıyor. Neden sinir hücrelerini bu kadar sevdiği konusunda ise bir şey bulamadım.
Gelelim zehirlenme belirtilerine.
Burayı anlamak önemli çünkü yaşadığım semptomları hiç kimse anlamlandıramadı.
Lityum Zehirlenmesi Belirtileri
Aslında SILENT Sendromu Nedir? yazımda bunlardan bahsettim. Fakat hatırlamakta fayda var.
Hafif zehirlenme belirtileri
Hafif zehirlenme belirtileri arasında; hafif titreme, yorgunluk, kas ağrısı, kas güçsüzlüğü, refleks artışı bulunur.
Orta dereceli zehirlenme belirtileri
Orta dereceli zehirlenme belirtileri arasında; yoğun tremor, ataksi, dizartri, kulak çınlaması, yutma zorluğu, hipertoni, ani kas sıçramaları bulunur.
Şiddetli zehirlenme belirtileri
Şiddetli zehirlenme belirtileri arasında; epileptik nöbet, koma, spastisite, kas seğirmesi/sertliği, istemsiz hareketler, kısmi felç veya tam felç.
SILENT gelişen vakalar incelendiğinde hastaların serum lityum düzeylerinin 0,1 ile 8 mEq/L arasında değiştiği görülmüştür.
Tüm bu belirtilerin yanında bir de “yüksek ateş” kısmı var ki çok ilginç.
Hâlâ lityum zehirlenmesinin mi yüksek ateş yaptığı yoksa ateşli enfeksiyonun eşlik etmesiyle mi zehirlenme görüldüğü çözülememiş.
Bana sorarsanız zehirlenmenin belirtilerinden biri yüksek ateş. Birazdan aşağıda nedenini açıklayacağım.
Lityum Zehirlenmesi Belirtileri Düzelir mi?
Lityum kesildikten sonra sinir sistemi ile ilgili tablo hemen düzelmez (Kesebir et al., 2001). Sebebi yukarıda belirttiğim gibi, lityumun hücrelere — özellikle sinir hücrelerine — kolayca girmesi, depolanması ve yavaş salınmasıdır.
SILENT sendromunda ataksi, tremor, dizartri gibi nörolojik etkiler baskındır. Çoğunlukla bu etkilerin kalıcı olduğu ve düzelme olmadığı ya da çok az düzelme olduğu raporlanmış. Fakat nadir de olsa düzelen vakaların olduğu çeşitli olgu sunumlarında gösterilmiş.
Zehirlenme şiddeti de önemli.
Eğer akut zehirlenmede lityum hemen kesilirse, dehidrasyon giderilirse, gerekiyorsa diyaliz yapılırsa, kullanılan diğer ilaçlar (varsa) düzenlenirse ve varsa diğer kronik rahatsızlıklar kontrol altında tutulursa nörolojik etkiler daha hızlı toparlayabilir.
Bu bozuklukta düzelme ilk 12 ayda daha sık olup, dizartrinin düzelme olasılığı ataksinin düzelme olasılığından daha fazladır.
Benim durumumda, lityum kesilmedi (hastanede yatarken bana lityum içirmeye devam ettiler), lityumdan kimse şüphelenmediği için (:)) beyinciğimde hasar olana kadar (yaklaşık 8 ay daha) lityum içmeye devam ettim.
Sonuç olarak; lityum beynimde birikmeye devam etti ve serebellar atrofiye yol açtı.
Şaka gibi.
“SILENT gelişen hastalarda yapılan nöropatolojik çalışmalar beyincik korteksinde basket hücreleri ile birlikte purkinje hücre sayısında azalma, beyaz cevherde ve dentat nükleusta süngerimsi değişiklikler ortaya çıktığını göstermiştir.”
(Özdin & Sarısoy, 2013, s. 121)
Bende Ne Gibi Etkiler Oldu?
Bendeki zehirlenme düşündüğümden daha karmaşık bir süreç.
2023 Nisan ayında yüksek ateş yaşayana kadar bazı nörolojik belirtilerim varmış ama fark etmemişim. Yaklaşık olarak bende durum şöyle seyretti:
2022’de zaman zaman ayak takılması, ayak sürtmesi başladı.
2022 sonbaharında kronik yorgunluk, unutkanlık başladı.
2023 Ocak ayında şiddetli bel ağrısı başladı. Uykusuzluk, bulantı oluyordu (alakalı olmayabilir).
2023 Mart ayında aniden uzağı görememeye başladım.
2023 Mart sonu – Nisan başında kaslarım çok çabuk yoruluyor ve acıyordu. Çabuk yoruluyordum.
2023 Nisan başında aşırı öfke ve depresyon da bu semptomlara eklendi.
Ve 9 Nisan 2023’te, çok öfkeli bir anda, çok tuhaf, hiçbir şeye benzemeyen bir baş ağrısıyla beraber ateşim çıktı.
O günü ve daha sonra olanları Dengemi Kaybederken Kendimi Bulmak: Nörolojik Yolculuğumun Başlangıcı adlı yazımda anlattım.
Sonrası felaket; inmeyen 40 derece ateş, beyinde (korpus kallozumda) lezyon, denge kaybı, konuşma bozukluğu, görme bozukluğu, titreme, güçsüzlük, kas seğirmeleri, aşırı terleme (aniden atak şeklinde geliyordu).
Tüm bu etkiler ensefalit gibi değerlendirilerek lityum ısrarla kesilmedi.
Serum lityum değerim ise "1.39" çıkmış. Ama nedense gözardı edilmiş.

Hastanede daha da kötü oldum.
25 günlük hastane yatışım sonucunda adeta bir bebek gibiydim; ne oturabiliyorum, konuşabiliyorum ne de herhangi bir hareket yapabiliyordum.
Beynim sıfırlanmış gibiydi.
Öyle de oldu biraz.
3 yıldır durmadan egzersiz yaparak, çalışarak, her şeye dikkat ederek yarı bağımsız olmayı başardım.
Hâlâ önümde gidilecek yolum var tabii…
Bu arada bana yapılan bu yanlış müdahalelerin hesabını da soracağım.
Az kaldı.
Umuyorum ki kimse hiçbir şekilde iyileşmek için güvendiği ilaç/doktor/hastaneden kötülük görmez.
Kaynakça
Kesebir, S., Akdeniz, F., & Vahip, S. (2001). Lityum zehirlenmesine bağlı koreatetoz: Bir olgu ve literatürün gözden geçirilmesi. Türk Psikiyatri Dergisi, 12, 315–319.
Özdin, S., & Sarısoy, G. (2013). Lityumun nörolojik yan etkileri. Journal of Mood Disorders, 3(3), 119–127. https://doi.org/10.5455/jmood.20130521121833

Yorumlar · 0
0 comments